1990’lar Türk popu için tam bir altına hücum dönemiydi. Bir gecede parlayan, birbirinin neredeyse kopyası yüzlerce isim…
Aradan 35-40 yıl geçti. Geriye ne kaldı? Bir elin parmaklarını geçmeyen birkaç gerçek yıldız.
Pazar akşamı Harbiye’de Nazan Öncel konserindeydim. Sahnede yıllara meydan okuyan bir sesten çok daha fazlası vardı:
Rüzgara göre eğilmeyen, popüler kültürün geçici hilelerine tenezzül etmeyen, tavizsiz ve devasa bir karakter.
Nazan Öncel’i o dönemin diğer yıldızlarından ayırıp bugüne taşıyan şey neydi?
Kendi eserlerini kendi üretmesi, işini ciddiyetle yapması ve en önemlisi özgün çizgisinden asla sapmaması.
Piyasaya uymadı, kendi kurallarını koydu ve kendi kitlesini yarattı.
İş dünyası da, girişimcilik de, dış ticaret de tam olarak bu kuralla işliyor.
Geçici trendlerin peşinde koşanlar, kopyacı olanlar ve günü kurtaranlar zamanın testinde siliniyor.
Kalıcı olanlar, temelini sağlam atanlar, işini büyük ciddiyetle yapanlar ve dışarıda ne fırtına koparsa kopsun stratejik rotasından şaşmayanlar.
Günübirlik geçici başarılar yerine on yıllarca yankılanacak özgün imzanın peşinde koşanlara selam olsun.
Kendi çizginizde, sağlam adımlarla yürüdüğünüz bir hafta dilerim.

Leave a Reply